KARANLIK GECEDEN AYDINLIK SABAHA: NAMLULARA GÖĞÜS GERENLERİN YAZDIĞI 15 TEMMUZ DESTANI 10. YAŞINDA !
- 1 gün önce
- 6 dakikada okunur
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık gecelerinden birinin, milletin sarsılmaz iradesiyle aydınlık bir sabaha dönüştüğü 15 Temmuz hain darbe girişiminin tam 10. yıl dönümü. Demokrasinin askıya alınmak istendiği, devletin silahlarının sivil halka doğrultulduğu o gece; milletin kendi kaderini tayin etme hakkını canı pahasına savunmasıyla Türk tarihine altın harflerle kazındı. o gece yaşanan kırılma anlarını ve vatan uğruna göğsünü siper eden kahramanlarımızı anıyoruz.

Karanlık Geceden Aydınlık Sabaha: O Gece Neler Yaşandı?
15 Temmuz 2016 akşam saatlerinde, Boğaziçi Köprüsü'nün (bugünkü adıyla 15 Temmuz Şehitler Köprüsü) tek taraflı olarak tanklarla trafiğe kapatılmasıyla başlayan hareketlilik, kısa sürede bir işgal girişimine dönüştü. TRT binaları basılarak zorla bildiri okutuldu, Gazi Meclis (TBMM) ve Gölbaşı Özel Harekât Daire Başkanlığı savaş uçaklarıyla bombalandı.


Darbecilerin amacı, meşru hükümeti devirerek anayasal düzeni ortadan kaldırmaktı. Ancak hesaba katmadıkları en büyük güç, milletin ta kendisiydi. Namluların karşısında duran sivil halk, ölüm korkusunu aşarak hürriyetine ve devletine sahip çıktı.


Farklı yaşlardan, mesleklerden ve görüşlerden milyonlarca insan, söz konusu vatan olduğunda tüm ayrılıklarını bir kenara bırakarak meydanlarda omuz omuza verdi.

Minarelerden Yükselen Direniş Çağrısı: Selalar
15 Temmuz direnişinin sadece fiziksel değil, aynı zamanda muazzam bir manevi boyutu da vardı. Darbecilerin uçak sesleriyle halkı sindirmeye çalıştığı saatlerde, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın talimatıyla Türkiye'nin dört bir yanındaki 90 bini aşkın caminin minarelerinden aynı anda selalar yükselmeye başladı.

Normalde ölüm haberi veya cuma namazı için okunan selalar, o gece bir milletin yeniden dirilişinin, vatan savunmasına çağrısının ve manevi kenetlenmesinin sembolü oldu. Hafız İsmail Coşar hoca tarafından okunan ilk sela Minarelerden yankılanan o eşsiz ses, sokaklara dökülen milyonlarca vatandaşa tarifsiz bir cesaret aşılarken, darbecilerin psikolojik üstünlüğünü yerle bir etti. O gece okunan selalar, tıpkı İstiklal Harbi yıllarında olduğu gibi, Anadolu insanının inancıyla vatan sevgisinin nasıl et tırnak olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Direnişin Kalesi: Ankara İl Emniyet Müdürlüğü
Darbeci cuntanın başkentteki ilk ve en yoğun hedeflerinden biri Ankara İl Emniyet Müdürlüğü binası oldu. Polis teşkilatının darbecilere karşı gösterdiği kahramanca direnişi kırmak isteyen hainler, binayı savaş uçakları ve taarruz helikopterleriyle defalarca bombaladı.

Emniyet binası ağır hasar alırken, vatanını savunan çok sayıda kahraman polisimiz ve onlara destek olmak için oraya koşan sivil vatandaşlarımız bu noktalarda şehit düştü.

Ancak emniyet güçlerinin geri adım atmayan çelikten iradesi, darbecilerin Ankara'yı kontrol altına alma planlarını yerle bir etti.
Liderin Çağrısı ve Sokaklara Taşan Milli İrade
Bu destansı direnişin en büyük kırılma anı, şüphesiz Cumhurbaşkanı'nın ekranlardan milletine seslendiği o tarihi andı. Belirsizliğin zirve yaptığı dakikalarda gelen "Milletimizi meydanlara, havalimanlarına davet ediyorum" çağrısı, gecenin seyrini tamamen değiştirdi.

Liderin kendi canını ortaya koyarak, savaş uçaklarının tehdidi altındaki İstanbul'a inmesi, tankların önüne yatan vatandaşa en büyük moral kaynağı oldu. "Ben milletin gücünün üstünde bir güç tanımadım" sözüyle özetlenen bu dik duruş, silahın ve kaba kuvvetin sivil iradeyi teslim alamayacağının en net ilanıydı.

Millet liderine, lider milletine güvendi ve o gece yazılan destan, Türkiye'nin bağımsızlığına vurulmak istenen prangayı parçalayıp attı.

Milli İradenin Kalbine Saldırı: Gazi Meclis'in Bombalanması
Hain girişimin en vahim ve sınır tanımaz anlarından biri ise, milletin iradesinin tecelli ettiği yer olan Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) savaş uçaklarıyla bombalanmasıydı. Kendi halkının vergileriyle alınan uçaklardan atılan bombalar, doğrudan demokrasinin kalbini hedef aldı.

Fakat darbecilerin bu eşsiz ihaneti karşısında Meclis'teki milletvekilleri tarihi bir duruş sergiledi. Parti ayrımı gözetmeksizin bir araya gelen vekiller, sığınaklara saklanmak veya binayı terk etmek yerine, bombaların şiddetiyle sarsılan Genel Kurul salonunda kalarak "Buradan çıkmayacağız, öleceksek burada öleceğiz" mesajını verdiler.

Kurtuluş Savaşı'nı yönettiği için "Gazi" unvanı taşıyan Meclis, 15 Temmuz gecesi yediği bombalara rağmen dimdik ayakta kalarak ikinci kez "Gazi" olma onuruna erişti. Meclis'in o geceki direnişi, siyaset kurumunun da demokrasiye ne pahasına olursa olsun sahip çıktığının en somut belgesi oldu.
Darbenin Seyrini Değiştiren Kurşun: Şehit Ömer Halisdemir
15 Temmuz direnişi denildiğinde akla ilk gelen isimlerden biri, hiç şüphesiz Piyade Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir'dir. O gece Ankara Gölbaşı'ndaki Özel Kuvvetler Komutanlığı'nda (ÖKK) yaşananlar, darbe girişiminin kırılma noktalarından biri olarak tarihe geçmiştir.

Özel Kuvvetler Komutanlığı'nı ele geçirmek üzere Diyarbakır'dan yola çıkan darbeci Tuğgeneral Semih Terzi ve beraberindeki tam teçhizatlı askerler, karargâha yaklaşırken, dönemin Özel Kuvvetler Komutanı Zekai Aksakallı, en güvendiği adamı olan Ömer Halisdemir'i aradı.

Telefondaki ses, Türkiye'nin kaderini belirleyecek o tarihi emri veriyordu: "Sana, vatanımız ve milletimiz adına tarihi bir görev veriyorum. Tuğgeneral Semih Terzi vatan hainidir, isyancıdır. Onu, karargâha girmeden öldür! Bunun sonunda şehadet var. Hakkını helal et."

Ömer Halisdemir, aldığı emre yalnızca "Başüstüne komutanım, hakkım helal olsun!" diye karşılık verdi. Tek bir tabancasıyla, ağır silahlı korumalar eşliğinde karargâha yürüyen darbeci Semih Terzi'nin arasına daldı. Çekindi, korkmadı, tereddüt etmedi. Cuntacı generali alnından vurarak yere serdi. Bu tarihi müdahale, Özel Kuvvetler'in darbecilerin eline geçmesini engelledi ve Ankara'daki hain planın ana omurgasını çökertti.

Görevini başarıyla yerine getiren Halisdemir, hemen ardından cuntacı askerler tarafından şehit edildi. Onun o gece sıktığı kurşun, sadece bir vatan hainini durdurmakla kalmadı; aynı zamanda 15 Temmuz gecesi Türk milletinin darbecilere karşı sıktığı "ilk kurşun" olarak direnişin fitilini ateşledi. Bugün Ömer Halisdemir ismi, vatan sevgisinin, sadakatin ve kahramanlığın anıtlaşmış hali olarak milyonlarca kalpte ve ülkenin dört bir yanındaki okullarda, meydanlarda yaşamaya devam ediyor.
Milletin Evine Atılan Bombalar: Cumhurbaşkanlığı Külliyesi
Gecenin en karanlık ve kanlı anlarından bir diğeri ise, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte "Milletin Evi" olan Cumhurbaşkanlığı Külliyesi civarında yaşandı. Cumhurbaşkanı'nın çağrısıyla sokaklara dökülen ve devletin zirvesini, milli iradenin karargahını korumak için Külliye etrafında toplanan on binlerce sivil vatandaş, F-16 savaş uçaklarının hedefi oldu.

Külliye kavşağına ve Jandarma Genel Komutanlığı yakınına atılan bombalar sonucunda, tek silahı elindeki Türk bayrağı ve yüreğindeki vatan sevgisi olan onlarca sivil vatandaşımız olay yerinde şehadete yürüdü.

Darbeciler, milletin evini ve o evi koruyan milleti bombalayarak tarihe kara bir leke olarak geçerken; Külliye önünde can veren kahramanlar, hürriyet davasının sembol isimleri olarak kalplerimize kazındı.
251 Kahraman: Onları Asla Unutmayacağız
O karanlık geceyi aydınlatan, göğüslerini kurşunlara siper eden 251 vatan evladıydı. Kimi 15 yaşında bir genç, kimi yeni evli bir polis, kimi ise milleti için uyanık kalan bir akademisyendi.
Şehitlerimiz
Abdullah Tayyip Olçok, Adil Büyükcengiz, Ahmet Kara, Ahmet Kocabay, Ahmet Oruç, Ahmet Özsoy, Akif Altay, Akif Kapaklı, Akın Sertçelik, Ali Alıtkan, Ali Anar, Ali İhsan Lezgi, Ali Karslı, Ali Mehmet Vurel, Alper Kaymakçı, Askeri Çoban, Ayhan Keleş, Ayşe Aykaç, Baki Yıldırım, Batuhan Ergin, Beytullah Yeşilay, Birol Yavuz, Burak Cantürk, Bülent Karalı, Bülent Yurtseven. Caner Erdinç, Celaleddin İbiş, Cemal Demir, Cengiz Hasbal, Cengiz Polat, Cennet Yiğit, Cuma Dağ, Çetin Can, Davut İlbaş, Demet Sezen, Dursun Acar. Edip Zengin, Emrah Sağaz, Emrah Sapa, Emin Güner, Engin Tilbaç, Erdem Diker, Erhan Dural, Erkan Yiğit, Erkan Pala, Erol Olçok, Eyyüp Oğuz, Fahrettin Yavuz, Fatih Dalgıç, Fatih Satır, Fazıl Gürs, Ferhat Koç, Fikret Metin Öztürk, Gökhan Esen, Gökhan Yıldırım, Gülşah Güler. Hakan Ünver, Hakan Yorulmaz, Halil Cantürk, Halil Işılar, Halil İbrahim Yıldırım, Halit Yaşar Mine, Hasan Altın, Hasan Yılmaz, Hikmet Kestaneci, Haki Aras, Hüseyin Kalkan, Hüseyin Kısa, Hüseyin Goral, İbrahim Ateş, İbrahim Yılmaz, İhsan Yıldız, İlhan Varank, İlyas Macit, İzzet Özkan. Kadir Işık, Kemal Tosun, Köksal Karmil, Kübra Doğanay, Lokman Biçinci, Lütfi Gülşen, Mahir Ayabak, Mahmut Coşkunsu, Mehmet Akif Sancar, Mehmet Ali Kılıç, Mehmet Çetin, Mehmet Demir, Mehmet Güder, Mehmet Karaaslan, Mehmet Kocakaya, Mehmet Oruç, Mehmet Şefik Şefkatlioğlu, Mehmet Şengül, Mehmet Yılmaz, Meriç Alemdar, Metehan Atmaca, Muhammed Ali Aksu, Muhammed Ambar, Muhammed Fazlı Demir, Muhammed Oğuz Kılınç, Muhammed Yalçın, Muharrem Kerem Yıldız, Muhsin Kiremitçi, Murat Akdemir, Murat Demirci, Murat İnci, Murat Kocatürk, Murat Mertel, Murat Naiboğlu, Mustafa Aslan, Mustafa Avcu, Mustafa Cambaz, Mustafa Direkli, Mustafa Karasakal, Mustafa Kaymakçı, Mustafa Koçak, Mustafa Serin, Mustafa Tecimen, Mustafa Yaman, Mutlu Can Kılıç, Muzaffer Aydoğdu. Necati Sayın, Necmi Bahadır Yüzbaşıoğlu, Nedip Cengiz Eker, Niyazi Ergüven, Oğuzhan Yaşar, Onur Kılıç, Onur Ensar Ayanoğlu, Orhun Göytan, Osman Arslan, Osman Evsahibioğlu, Osman Yılmaz, Ozan Özen, Ömer Can Açıkgöz, Ömer Cankatar, Ömer Halisdemir, Ömer İpek, Ömer Takdemir, Önder Güzel, Özgür Gençer. Pervin Nevin Eker, Ramazan Konuş, Ramazan Meşe, Ramazan Sarıkaya, Recep Büyük, Resul Kaptancı, Rüstem Resul Perçin, Salih Alışkan, Samet Cantürk, Sedat Kaplan, Serdar Gökbayrak, Serhat Önder, Sevda Güngör, Sevgi Yeşilyurt, Seyit Ahmet Çakır, Suat Akıncı, Suat Aloğlu, Sultan Selim Karakoç, Süleyman Savaş, Şenol Sağman, Şeyhmus Demir, Şirin Diril, Şükrü Bayrakçı. Tahsin Gerekli, Tevhit Akkan, Timur Aktemur, Tolga Ecebalın, Turgut Solak, Türkmen Tekin, Ufuk Baysan, Uhud Kadir Işık, Ümit Çoban, Ümit Yolcu. Vahit Kaşçıoğlu, Varol Tosun, Vedat Barceğci, Vedat Büyüköztaş, Velit Bekdaş, Volkan Canöz, Volkan Pilavcı, Yalçın Aran, Yasin Naci Ağaroğlu, Yasin Yılmaz, Yılmaz Ercan, Yunus Emre Ezer, Yunus Uğur, Yusuf Çelik, Yusuf Elitaş, Zafer Koyuncu, Zekeriya Bitmez, Zeynep Sağır.

"Topraktan fışkıracak şüheda, sıksan şüheda! Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda, Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda."
Bugün geriye dönüp baktığımızda 15 Temmuz; karanlığa karşı aydınlığın, esarete karşı milletin asil ve boyun eğmez duruşudur. Bu vesileyle, vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize şükranlarımızı sunuyoruz. Milletin İradesi Geçilmez!
Halis Haber





